23 Ekim 2009 Cuma

İÇİMİ DÖKMEK İSTİYORUM...

Evi taşıdım okuyanlar bilir...bir ay oldu.Hergün bu manzaraya bakıyorum ve şükrediyorum.Yeşile,doğaya,denize, temiz havaya,sessizliğe,huzura...herşeye.İnsanız herkesin evinde bir tencere kaynıyor, iyi günlerimiz oluyor,kavgalar,barışmalar,çoluk çocuk derdi falan say say bitmez...çayımı ya da kahvemi alıp camdan dalıp gidiyorum...Arka fona Kilyos'a doğru Demirciköy'e biraz ardında ki Karadenize....unutuveriyorum ,dalıyorum.. Bazen babama ağlıyorum..

Kendimi ağlarken buluyorum...Yine boğazım düğümlendi..nasıl alışılır. Bir insanın yokluğuna nasıl alışılır...Sonra çocuklar geliyor aklıma...eşim ...kardeşim..ablam ..yok yok berbat birşey..yüzümü gözümü siliyorum..Kızıyorum kendime niye böyle şeyler düşünüyorum diye ama bazen sevdiklerimizin yokluğunu düşünmek onların varlığına şükretmek için etkili bir şey...Yine dalıyorum...memleketim de olan bitenleri anlamaya çalışıyorum. Yaaa artık yeter yaaa.. Hepimiz ot gibi bakıp duruyoruz. Kızıyoruz, söyleniyoruz.. televizyonu kapatıp ertesi gün kaldığımız yerden devam ediyoruz... En pahalı benzini kullanmaya, açılım hikayesini dinlemeye,askerlerimizin bile karşılanmadığı gibi dağdan inenlerin şakşaklanmasına, polisin devlet görevlilerinin işin içinde olduğu olayları izlemeye, satıla satıla artık hiçbirşeyin bizim olmadığı memletimin gidişatına, gittikçe çoğalan cinayet haberlerini seyretmeye...devam ediyoruz.Yuuuh bize...İlkokul öğretmenimi bu sene babamdan sonra kaybettim. Rahmet olsun çok idealist bir öğretmendi.Onun bana hakkını helal etmesi için, babamın kızı olduğum için, kendime saygımı kaybetmemek için, imam olduğu halde ilk alfabeyi ilk öğrenen ve öğreten dedemin kemiklerinin sızlamaması için,Atatürk ve beraber savaşıp canını veren tüm şehitlerimiz için, iki çocuk sahibi eğitimli bir Türk kadını olduğum için, ülkemi çok sevdiğim için içimi döküyorum. Bizi yöneten gelmiş geçmiş herkese sesleniyorum bu ülkenin zararına bir şey yapan herkese hakkımı helal etmiyorum.. vicdanları ile muhasebe yapsınlar şimdi. Kul hakkı ödenmez bilirsiniz.. Gelsinler şimdi benden helallik alsınlar bakalım..Hangi birimizden alabileceklerse..Utanıyorum, yüreğimin bir köşesin de her karışını yabancılardan almak için canını veren şehitlerimizin ,şimdi ki halimizi görmemiş olmalarından teselli buluyorum... Bu nemiydi? Hiç sadece bir iç döküş...Kadın olarak ,anne olarak bir serzenişti...Bu manzaraya bakarken bunları düşünüyorum işte bu kadar güzel bir ülkenin bu halde olmasına içim yanıyor..Hepimiz ben ne yapabilirim dememeliyiz sorumluluğumuzu bilmeliyiz.Çocuklarım benimle kafa buluyor (onların tabiri ile)... Anne Don Kişot gibisin sen mi düzelteceksin memleketi, Dünya'yı ...bazen öyle komik şeyler yaşıyoruz ki onlarla gülüyoruz günlerce benim taklidimi yapıyorlar. İnsanın yaşı ilerledikçe dayanamaz oluyor..Yerlere çöp atana, tükürene söyleniyorum. Komşusuna selam vermemek için başını çevirenlere deliriyorum, dinlemesini bilmeyenlere takıyorum, gülümsemekten aciz olanları anlamakta zorlanıyorum. Ama biraz çaba yaaa... biraz çaba...sen yapma, o yapmasın kim yapacak bunları....sevgi dolu olmanın nesi kötü ki... Hadi bu gün günaydın demediğiniz komşunuza günaydın deyin, otobüste ki birine yer verin gülümseyerek, şöföre iyi günler deyin inerken, çöpünüzü yere atmayın çantanıza koyun işe ,eve varınca çöpe atın ne olur, temiz giyinin ter kokmayın başkalarına saygılı olun, ön yargılı davranmayın ,kendinizi karşınızdakinin yerine koymayı deneyin, sevdiklerinizi arayın ,sorun,sesini duyun,hatır sorun,küçük sürprizler yapın onlara,sevin yaaaa... bu kadar basit ! Bence bunları kaybettiğimiz için bu hallare geldik. Dellendim gene... Aslında bir hobi bloğuydu bu. Sadece el becerilerimi nacizane paylaşmaya çalıştığım bir sayfa o kadar...Böyle şeyler yazmak istemiyordum ... başka bir blog mu açsam ne... iki günde kapatırlar sayfamı heralde ha ha ha .. aha aha ha ha ...Böyle dellendim mi hemen kendimi dışarı atarım genellikle... Deniz kenarında balıkçılar ağ atıyorlardı çekmiştim iki gün evvel...


Görenler bilir.. ağ atarken motor büyük bir daire çizer ...bayılırım onu seyretmeye...sonra martılar üzerinde uçuşur..yakalananlardan onlara da rızık çıkar çünkü...Bugün eşim işe gitmedi beraber dolaştık balık yedik, kahve içtik....felekten bir gün hesabı yani..Şükrettim... beraber olduğumuz güne, yediğim lokmaya, orda ayak üstü tanışıp bir iki kelime ettiğimiz hanımlarla yolumun kesişmesine, Güneş'e , yolda gelirken arayan oğlumun sesini duyduğuma ...şükrettim...sizinde sefanız bol olsun..sizi seviyorum . Ne yapayım ben böyleyim...

7 yorum:

  1. çok haklısın her konuda ablacım...

    YanıtlaSil
  2. Canım ne güzel yazmışsın, her kelimesine katılıyorum. Yine de ayakta olduğumuza, sevdiklerimizin yanımızda olduğuna, balkonundan görünen manzaraya, çocuklarımızın sesine şükretmeli diyorum...
    Yeni evinde huzurla otur...

    YanıtlaSil
  3. Sizin varlığınıza da şükrediyorum Leylek Dalı'm, Elçin'im...iyi ki varsınız oralarda bir yerlerde...

    YanıtlaSil
  4. Hepimizin aklından geçenleri satırlara dökmüşün.Çaresizlik elimizi kolumuzu bağlasa da, bizim gibi düşünen insanların olduğunu bilmek gönlümüzü rahatlatıyor.

    YanıtlaSil
  5. Yaradılışımız böyle. Şükretmeyi biliyoruz, o yüzden de şımarıp yoldan çıkıyorlar.
    Ama binsinler gemiciklerine gitsinler kim kumanda ediyorsa onlara. Var benim de üstlerinde hakkım ve gramını dahi helal etmiyorum !

    YanıtlaSil
  6. Uffff :( Çınar'a gitmerden önce uzuuuuunca bir yorum bıraktım hatta Çınar'a da bilgisayarı açık bıraktım, umarım yorum gitmiştir dedim :( Al işte gitmemiş :( Ben şimdi konsere gidiyorum, dönüşte yeniden yazacağım hemen hemen aynısı gibi.
    Öpüyorum büyük nefiseim seni :)

    YanıtlaSil
  7. Binip gitseler gam yemicem ki...çöküp kaldılar yaaa...

    Gülen Hanım konser falan keyif ola bebeğim...iyi eğlenceler..

    YanıtlaSil

LinkWithinn

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...