11 Kasım 2009 Çarşamba
YENİ SANDALYE VE MASAM...
10 Kasım 2009 Salı
ATAM...
05 Kasım 2009 Perşembe
AKRABA GÜNÜ...
Akraba günümüzde sıra bendeydi bu sefer. Cuma günü Ece Hanım'ın kursuna da katıldığım için sadece Cumartesi günüm vardı hazırlanmak için...Epeydir mutfakta değişiklikler yaptığım için malzemelerim ortalıktaydı yavaş yavaş çalıştığım için. Dağınıklığımı da toplayıp hazırlık yapmam lazımdı. Önce yapacaklarımı belirledim, evdeki eksikleri kontrol edip alacaklarımın listesini çıkardım, yağmur altında alışverişe gittik,döndüm.Aldıklarımı yerleştirdim. Bir kaç gecedir sandalyelerimi kaplamaya başlamıştım, ufak tefek eksiklerini tamamlayıp malzemelerimi ortadan kaldırdım. Evi toparladım.Sırayla hazırlık yapmaya başladım.Kırmızılı, kalpli bir sofra hazırlamak istedim. Epeydir kırmızılı çanak, çömlek ,bardak ne varsa almaya çalıştım zaten..
Benim yaptıklarım:Otlu kurabiye, pancar salatası, makarna salatası, fasulye kavurması, yeşil salata, elmalı toplar, civciv muhallebi , profiterol, limonata...
Gelenler:peynirli su böreği,patatesli börek,çukulatalı piramit pasta, elmalı kurabiye,sarma, karmaca( pırasalı mısır ekmeği),pasta...
Kırmızı kalpli bardaklarım...
Kırmızı servisim...elmalı toplar
Elmalı kurabiyeler...Kırmızı ekoseli kurdele..
Profiterol... Kırmızı puanlı kurdele..
Pancar salatası, sarma, fasulye turşusu kavurması, makarna salatası,piramit pasta...
Otlu kurabiye....
Civciv muhallabiler...
Bunlara bayıldım... Yanlış hatırlamıyorsam Acemi Şef'in bloğunda görmüştüm.Teşekkür ederim.

Akraba günümüzün maskotu Defne.. bizim en gencimiz...Benim duvar stikırlarımı gerçek sanıp resmin dibinden ayrılmadı..
Kahveler içildi, bir daha ki ay buluşmak üzere misafirlerimi geçirdim...Onlar mutlu ben mutlu...!
Ve... hatıra fotoğrafı olmazsa olmaz...
Gelenler:peynirli su böreği,patatesli börek,çukulatalı piramit pasta, elmalı kurabiye,sarma, karmaca( pırasalı mısır ekmeği),pasta...
buradan...Herkes çok beğendi..
Patatesli börek...
Ve.... son olarak Nunu'cuğumun limonata tarifi ile yaptığım elma dilimli ,naneli limonatam. Nunu'ya da teşekkür ederim.. umarım ondan iyi bir not alırım.. ha ha ha ...
ANKARA RÜZGARI...
Son iki haftam öyle yoğun geçti ki anlatamam. Doğru dürüst bilgisayar başına bile geçemedim. Ziyaretler, misafir ağırlamalar ,onların hazırlıkları, katılımlar, evdeki eksiklerin yavaş yavaş tamamlanması(elim çok ağrıyor sürekli kullanmamaya çalışıyorum ) onları da yayınlayacağım..... Yaptıklarımı fotoğraflamak,düzenlemek bile zaman işi..bilirsiniz zaten! Uzun zamandır takip ettiğim bir blog vardı : FAVORİTE HOME TO VİSİT. Ankaralı Ece Aymer'in bloğu.Geçen hafta bloğunda İstanbul'da bir günlük bir buluşma günü düzenlediğini belirtti. O kadar yoğun günlerime denk geldi ki gidemeyeceğimi düşünüp çok üzülmüştüm. Evime de çok uzaktı katılım yeri. 29 Ekim görümcemin oğlunun doğum günüydü. Akşamdan onu ziyarete gittik. Orda kaldım. Katılımın yapılacağı yer onun evine çok yakındı. Böylece muradıma erdim. Ece ile tanışmaktan son derece memnun oldum. Hiç hayal kırıklığına uğramadım. Tam beklediğim gibiydi. Samimi ve sıcak...Blogdan takip edenlerle de tanıştık. herkes samimiydi. Güzel bir gün geçirdik.Yoğunluktan anca bugün yazabiliyorum ama yazmak için içim içime sığmadı kaç gündür.
Bu teknik iki farklı hamurla çalışılıyor. Biri işleminiz bitince fırınlanıyor. Diğeri ki : bana bu daha pratik geldi, fırınlanmayan çeşidi. Kabaca ,hamurunuzu yapacağınız dekopaj kağıdının rengine uygun olarak renklendirip ,yoğurup, açıyorsunuz.Kestiğiniz dekopaj parçalarını, dekopaj tutkalı ile hamurun üzerine yapıştırıp, kretuvar ile kesip çıkarıyorsunuz.Perspektif olarak üst üste uygun şekilde yerleştirip, boyutlu bir görünüm elde ediyorsunuz. Tabi biraz tecrübe, perspektif bilgisi gerektiriyor...Ama en acemice çalışma bile çok güzel oluyor.
Ece'nin Ankara'dan getirdiği dekopaj kağıtlarını da fotokopileme fırsatı yakaladık..hepsi çok güzeller...bakalım neler çokacak bunlardan...
04 Kasım 2009 Çarşamba
KOCAMAN YÜREKLİ KADIN: SİNEM....
23 Ekim 2009 Cuma
İÇİMİ DÖKMEK İSTİYORUM...
Kendimi ağlarken buluyorum...Yine boğazım düğümlendi..nasıl alışılır. Bir insanın yokluğuna nasıl alışılır...Sonra çocuklar geliyor aklıma...eşim ...kardeşim..ablam ..yok yok berbat birşey..yüzümü gözümü siliyorum..Kızıyorum kendime niye böyle şeyler düşünüyorum diye ama bazen sevdiklerimizin yokluğunu düşünmek onların varlığına şükretmek için etkili bir şey...Yine dalıyorum...memleketim de olan bitenleri anlamaya çalışıyorum. Yaaa artık yeter yaaa.. Hepimiz ot gibi bakıp duruyoruz. Kızıyoruz, söyleniyoruz.. televizyonu kapatıp ertesi gün kaldığımız yerden devam ediyoruz... En pahalı benzini kullanmaya, açılım hikayesini dinlemeye,askerlerimizin bile karşılanmadığı gibi dağdan inenlerin şakşaklanmasına, polisin devlet görevlilerinin işin içinde olduğu olayları izlemeye, satıla satıla artık hiçbirşeyin bizim olmadığı memletimin gidişatına, gittikçe çoğalan cinayet haberlerini seyretmeye...devam ediyoruz.Yuuuh bize...İlkokul öğretmenimi bu sene babamdan sonra kaybettim. Rahmet olsun çok idealist bir öğretmendi.Onun bana hakkını helal etmesi için, babamın kızı olduğum için, kendime saygımı kaybetmemek için, imam olduğu halde ilk alfabeyi ilk öğrenen ve öğreten dedemin kemiklerinin sızlamaması için,Atatürk ve beraber savaşıp canını veren tüm şehitlerimiz için, iki çocuk sahibi eğitimli bir Türk kadını olduğum için, ülkemi çok sevdiğim için içimi döküyorum. Bizi yöneten gelmiş geçmiş herkese sesleniyorum bu ülkenin zararına bir şey yapan herkese hakkımı helal etmiyorum.. vicdanları ile muhasebe yapsınlar şimdi. Kul hakkı ödenmez bilirsiniz.. Gelsinler şimdi benden helallik alsınlar bakalım..Hangi birimizden alabileceklerse..Utanıyorum, yüreğimin bir köşesin de her karışını yabancılardan almak için canını veren şehitlerimizin ,şimdi ki halimizi görmemiş olmalarından teselli buluyorum... Bu nemiydi? Hiç sadece bir iç döküş...Kadın olarak ,anne olarak bir serzenişti...Bu manzaraya bakarken bunları düşünüyorum işte bu kadar güzel bir ülkenin bu halde olmasına içim yanıyor..Hepimiz ben ne yapabilirim dememeliyiz sorumluluğumuzu bilmeliyiz.Çocuklarım benimle kafa buluyor (onların tabiri ile)... Anne Don Kişot gibisin sen mi düzelteceksin memleketi, Dünya'yı ...bazen öyle komik şeyler yaşıyoruz ki onlarla gülüyoruz günlerce benim taklidimi yapıyorlar. İnsanın yaşı ilerledikçe dayanamaz oluyor..Yerlere çöp atana, tükürene söyleniyorum. Komşusuna selam vermemek için başını çevirenlere deliriyorum, dinlemesini bilmeyenlere takıyorum, gülümsemekten aciz olanları anlamakta zorlanıyorum. Ama biraz çaba yaaa... biraz çaba...sen yapma, o yapmasın kim yapacak bunları....sevgi dolu olmanın nesi kötü ki... Hadi bu gün günaydın demediğiniz komşunuza günaydın deyin, otobüste ki birine yer verin gülümseyerek, şöföre iyi günler deyin inerken, çöpünüzü yere atmayın çantanıza koyun işe ,eve varınca çöpe atın ne olur, temiz giyinin ter kokmayın başkalarına saygılı olun, ön yargılı davranmayın ,kendinizi karşınızdakinin yerine koymayı deneyin, sevdiklerinizi arayın ,sorun,sesini duyun,hatır sorun,küçük sürprizler yapın onlara,sevin yaaaa... bu kadar basit ! Bence bunları kaybettiğimiz için bu hallare geldik. Dellendim gene... Aslında bir hobi bloğuydu bu. Sadece el becerilerimi nacizane paylaşmaya çalıştığım bir sayfa o kadar...Böyle şeyler yazmak istemiyordum ... başka bir blog mu açsam ne... iki günde kapatırlar sayfamı heralde ha ha ha .. aha aha ha ha ...Böyle dellendim mi hemen kendimi dışarı atarım genellikle... Deniz kenarında balıkçılar ağ atıyorlardı çekmiştim iki gün evvel...
Görenler bilir.. ağ atarken motor büyük bir daire çizer ...bayılırım onu seyretmeye...sonra martılar üzerinde uçuşur..yakalananlardan onlara da rızık çıkar çünkü...Bugün eşim işe gitmedi beraber dolaştık balık yedik, kahve içtik....felekten bir gün hesabı yani..Şükrettim... beraber olduğumuz güne, yediğim lokmaya, orda ayak üstü tanışıp bir iki kelime ettiğimiz hanımlarla yolumun kesişmesine, Güneş'e , yolda gelirken arayan oğlumun sesini duyduğuma ...şükrettim...sizinde sefanız bol olsun..sizi seviyorum . Ne yapayım ben böyleyim...
20 Ekim 2009 Salı
FİMODAN GÜL VE YAPRAK....
Ayrı ayrı açıp iki kare parça elde ederiz.
Kare parçaları yine küçük karelere böleriz.
Siyah ve yeşil küçük kare parçaları üst üste koyarız.
Yan çevirip yukarıdan aşağıya ikiye böleriz.
Araya siyah parça koyar orta damarı oluştururuz.
Elimizle hafifçe yaprak formu veririz.
Yaprağın etrafını yeşil parça ile sararak, tam bir yaprak şekli oluştururuz.
Elde ettiğimiz ruloyu birkaç parçaya böleriz.
Her bir parçayı, daha önce çiçek üzerinde kesik oluşturduğumuz bölüme, yerleştiririz.
Biraz daha elimizle şekil verir son halini belirleriz. Daha sonra ince ince keserek istediğimiz yerde kullanırız.
Cam objelerimizi, çatal kaşık saplarımızı,ahşap kutuları, çerçeve kenarları,ayna kenarı...isteğimiz yerde kullanabiliriz. Fırında 130 derecede 30 dakika pişirmeyi unutmayın.
16 Ekim 2009 Cuma
FİMODAN GÜL YAPIMI
Fimo ile çalıştınız mı hiç? İnanılmaz zevkli....stresinizi atmak için de iyi bir yöntem.Küçükken çocuklarımla oyun hamurları ile çok oynadığımız için, fimo çalışmayı hiç yadırgamadım. Eğlenceli aynı zamanda...hayalerinizi gerçekleştirmek için bir araç. Bir kaç tekniği de öğrenirseniz yarattıkça yaratırsınız.Çocuklar okullarda bu tarz çalışmalar da yapıyorlar.Belirli bir figür için hazırlanmış özel paketler var. Ziyan olmadan sadece o figürü yapabilecek kadar malzemeyi aynı pakete koyuyorlar ve şahane şeyler çıkıyor ortaya...
Başka bir gün yaprak yapımını da anlatırım çiçeğin yanına yapraklar da konunca daha güzel oluyor..şimdilik bu kadar...
13 Ekim 2009 Salı
KAĞIT MOZAİKTEN VAZO...
Seçtiğim objemi hafif zımparalayıp nemli bezle tozunu alıp temizledim. Beyaza boyadım,zımparaladım ,tozunu alıp tekrar boyadım.Düzgün olmasını istediğim için tekrar zımparalayıp son bir kat beyaza boyadım. Kuruduktan sonra Folk Art parlak vernik sıktım, iki kat vernik atıp kurumasını bekledim.
Osmanlı desenlerinden birini seçerek fotokopi ile çoğalttım.Özenerek her bir deseni kenarlarından kestim. Deseni nasıl uygulayacağımı bir kaç kez prova ettikten sonra karar verdim. Taşmasına izin vermeyecek şekilde, kağıtlarımın altına yapıştırıcı sürerek, desenlerimi yapıştırmaya başladım. Bu işlem de bittikten sonra bir kat daha vernik sıktım ki kağıtlar zemine iyice tutunsun boya gibi görünsün.
Daha sonra lacivert ve siyah, ahşap boyamada kullandığımız kontürlerle, en ince uç kullanarak desenlerimin kenarlarından kontürle geçtim.Çiçeklerin kenarlarında siyah, lacivert şeritlerin etrafında da lacivert kontür kullandım.Orjinal deseninde de bu şekildeydi.
Vazomun şekli her alanda aynı olmadığı için desenimi yerleştirirken, geniş ve dar olan yerlerde bunu göz önünde bulundurarak yerleştirmeler yaptım. Düz bir alanda çalışmak muhakkak ki daha kolay.Değişik ebatlara sahip objelerde önceden kafanızda tasarlamalar yaparak yola çıkın.İşiniz kolaylaşır böylece.
İşte böylece desen çizip boyama yapamam diyen varsa bu teknikle mozaik görünümlü eşyalara sahip olabilirler. Sevgilerimle...
10 Ekim 2009 Cumartesi
KADEH SEVER MİSİNİZ ?
Bordo boyanın içine cam kristalleştirme kattım. Kalın banttı üstten dikkatlice yapıştırdım.
Ponpon fırça ile darbeler yaparak, eşit şekilde bantladığım kadehleri banta kadar boyadım.Biraz bekleyip hafif boyanın kendisini çekmesini bekledim. Çok beklerseniz kurur ve bantı çekerken boyayıda kaldırırsınız.Bantları dikkatli bir şekilde söküp iyice kuruyana kadar bekledim.
Alt kısımlarını altın tozuna, gomalak cila katıp yine ponpon fırça ile hızlıca boyadım. Çünkü yapılan karışım çabuk donup,topaklanır.Altın tozuna gomalağı az az katarak sıvı haldeyken işlemi tamamlamak gerekiyor. Çok pratik ve hızlı donup çabuk kuruduğu için bu işi çok severim. Varak yerine kullanılabilecek bir yöntem.Bu işlem de kuruyuncaya kadar bekledim...
En son bordo boyanın bittiği hat üzerine, altın yaldız kontür boya ile yapraklar ve çiçekler yaparak şıklık katmaya çalıştım. Doğaçlama çalıştım. Aynı şeyi kadeh sapında bordo boyanın başladığı yere de uyguladım.Ben bantlayarak çalıştığım ve elim alışık olduğu için düzgün yapmıştım. Ama boyarken hatalar yapmışsanız,düzgün hat çekememişseniz bu tarz süslemeler sizi kurtaracaktır. Ayrıca hoş bir görünüm sağlar...
Bunları boyasından dolayı elde yıkamak gerekiyor...siz kalıcı olmasını isterseniz daha önce anlattığım gibi Enamels boyalarla boyuyarak, 21 gün bekletip, fırında 130 derecede 30 dakika pişirirseniz bulaşık makinesinde bile yıkayabilirsiniz yaptıklarınızı .. hadi kolay gelsin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)